İbrahim USLU Hoca Efendi Kimdir ?

İbrahim Uslu Hoca Efendi kimdir? Genç yaşta başladığı hafızlık ve ilim yolculuğu nasıl şekillendi? İstanbul ve Bağdat'ta kimlerden ilim aldı? 1960'lı yıllarda Bandırma ve Denizli'de nasıl bir iz bıraktı? İbrahim Hoca Efendi'nin zorlu dönemlerdeki sabrı ve kararlılığı nasıl örnek teşkil etti? İlham veren yaşam hikayesi ve mirası hakkında daha fazla bilgi için sitemizi ziyaret edin.

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İbrahim USLU Hoca Efendi (Denizlili İbrahim Efendi), Kayseri’nin Yahyalı ilçesine bağlı Mustafabeyli köyünde, annesinin anlattığına göre 1940 yılının ilkbaharında, karların erimesiyle derelerin coştuğu, kuşların cıvıl cıvıl öttüğü, güllerin, menekşelerin ve yaseminlerin rengarenk bir halde açtığı bir mevsimde dünyaya gelmiştir. İlk “elif-ba” öğrenimini merhum babasından almıştır. 5-6 yaşlarına geldiğinde ise ilkokula kaydedilmiştir. İlkokula başlarken aynı zamanda Kur’an-ı Kerim eğitimine de devam etmiştir. Ancak o dönemde Kur’an bulmak oldukça zordu.

1946 yılında, o dönemde sıkıntılı bir süreç yaşanıyordu. Köylerindeki İmam Nasuh ALTAN hoca efendi bir gün şunu demiştir: “Oğlum, bu Kur’an-ı Kerimi hiç kimseye gösterme.” Çocuk yaşta olmasından dolayı Kur’an’ı başka birinin elinden alabileceklerinden endişe etmiş olabilirler diye düşündü. Ancak durum daha farklıymış. O dönemde dini eğitimler yasaklanmıştı ve Kur’an bulmak gerçekten zordu. İlerleyen zamanlarda Kur’an okumayı ilerletmiş ve hafızlığa başlamıştır. Hem ilkokula devam etmiş hem de köyün imamından Kur’an’ı hıfz etmiştir. İmam değiştiğinde, yeni gelen imamla devam ederlermiş. Sonunda, Allah’ın izniyle hafızlık eğitimini tamamlamıştır. Bu süreçte ilkokulu da başarıyla bitirmiştir.

İbrahim USLU Hoca Efendi Kimdir ?

1950 yılında Kayseri’de ilk İmam Hatip Okulu açıldığında, İbrahim Uslu Hoca Efendi de oraya gitmek ve ilmi yönden kendisini geliştirmek istemiştir. Ancak babası, “Oğlum, ben fakirim, seni okutamam.” demiştir. O dönemde genel bir fakirlik vardı, özellikle köylerde daha fazlaydı. Üç dört yıl bu şekilde geçmiştir.

GÖNENLİ MEHMET EFENDİ İLE TANIŞMASI

İbrahim Uslu Hoca Efendi, o dönemde Gönenli Mehmet Efendi’nin ününü duymuş ve yanına giderek ondan eğitim almak istemiştir. 1954 yılında, İstanbul’a Gönenli Mehmet Efendi’yi bulmaya firar etmiş ancak o sırada Gönenli Mehmet Efendi hacca gitmişti. Bunun üzerine İbrahim Uslu Hoca Efendi, Kayseri’ye geri dönmüştür.

GÖNENLİ MEHMET EFENDİ
GÖNENLİ MEHMET EFENDİ

1954 yılının sonlarına doğru, Kasım ve Aralık aylarında tekrar İstanbul’a gitmiştir. Bu kez Gönenli Mehmet Efendi hacdan dönmüştü ve Fatih’teki Çırçır Hasan Camii’nde talebeleri vardı. İbrahim Uslu Hoca Efendi, talebeliğe kabul edilmiştir. Bu süreçte, 1957 yılına kadar emekli Binbaşı Tevfik UYSALER’den tefsir dersleri almış ve ayrıca İsmail BAYRI Hoca Efendi’den talim dersleri almıştır.

Daha sonra, İbrahim Uslu Hoca Efendi, Diyanet Başkan Vekili olarak görev yapmış olan Yaşar TUNAGÜR Hoca Efendi’nin Bağdat’ta ilim tahsil ettiğini duyar ve kendisi de ilim tahsil etmek için Bağdat’a gitmek ister.

MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİ İLE TANIŞMASI

İbrahim Uslu Hoca Efendi, bu düşünceler içerisindeyken, etrafında Mahmud Ustaosmanoğlu Hazretleri’nin derin ilimleriyle meşhur bir zat olduğunu duymuş ve onunla tanışmayı arzulamıştır. Zaman zaman içinden, “Keşke bu mübarek zatın talebesi olsaydım.” diye geçirdiği olmuştu. Bir gün, Mahmud Efendi Hazretleri’ni görmek nasip olmuş ve ilk görüşte derin bir muhabbet duymuştur. Bu an, gönlündeki Bağdat’a gitme arzusunu tamamen silmiştir. İbrahim Uslu Hoca Efendi, Mahmud Efendi Hazretleri’ne hitaben, “Efendim, beni talebeliğe kabul eder misiniz?” demiş ve Efendi Hazretleri kabul buyurmuştur.

Mahmut Efendi Hz. Ve İbrahim efendi
Mahmut Efendi Hz. Ve İbrahim efendi

Böylece 1957 yılında, İbrahim Uslu Hoca Efendi, Arapça eğitimine Mahmud Efendi Hazretleri’nden başlamıştır. Birkaç arkadaşıyla birlikte, şimdiki Fatih İmamhatip Okulu’nun şantiyesinde bulunan bir su deposunun üstünde tahtadan yapılmış bir barakada kalıyorlardı. Bir gece, uyandıklarında başlarının üzerinde dört parmak kalınlığında kar yağdığını görmüşlerdir. Yani, barakanın çatısı karın ağırlığına dayanamayıp çökmüş ve kar onların üzerine düşmüştür.

ALİ HAYDAR EFENDİ HAZRETLERİ İLE TANIŞMASI

İbrahim Uslu Hoca Efendi, Efendi Hazretleri’nde okurken, Efendi baba diye bahsettikleri bir zattan söz edilirdi. Ancak İbrahim Efendi, bu zatı tanımıyordu. Bir gün, Efendi Hazretleri ile namazlarını kılarlar ve camiden çıktıktan sonra İbrahim Efendi, Efendi Hazretleri’ne, “Efendim, beni de halkanıza alır mısınız?” diye sorar. Efendi Hazretleri, ona istihare yapmasını tavsiye eder. Bir Cuma gecesi istihare yapar ve sonucunu Cuma sabahı Efendi Hazretleri’ne anlatır. Efendi Hazretleri, ona bizi takip etmesini söyler. İbrahim Efendi, onları takip eder. Gittikleri yer, İsmet Garibullah Hz.’lerinin tekkesidir. İçeri girdiklerinde, İbrahim Efendi kendisini adeta cennetin kapısından içeri girmiş gibi hisseder. Daha sonra merdivenleri çıkarak odaya girerler ve karşılarında bembeyaz sakallı, bembeyaz elbiseli, her tarafından nur fışkıran bir zat görürler. İbrahim Efendi, o anda adeta Peygamber Efendimiz’i görmüş gibi olur. Bu zat, Ali Haydar Efendi‘dir (Kuddisesiruhu). Ali Haydar Efendi, o dönemlerde oldukça yaşlanmıştır ve İbrahim Efendi’ye, “Evladım, bu ayaklar Mekke, Medine, Şam, Halep, Şiraz gibi birçok yeri gezdi ama bu kapı mislini bulamadı.” der. İbrahim Efendi, bu büyük şerefe şükreder ve Ali Haydar Efendi’ye bizzat kendisi teveccüh eder.

Ahıskalı Ali Haydar Efendi ve Denizlili ibrahim efendi
Ahıskalı Ali Haydar Efendi ve Denizlili ibrahim efendi

Bu arada 36 yıl kapalı kalan İsmet Baba Tekkesi, Rahmetli Adnan Menderes‘in emriyle tekrar açılır ve tamiratı başlar. İbrahim Efendi ve arkadaşları, bu tamirat sürecinde aktif olarak hizmet ederler. Bir gün, Ali Haydar Efendi’yi ziyaret ettiklerinde, İbrahim Efendi en arkada yer alır. Herkes sırayla elini öper ve sıra İbrahim Efendi’ye gelir. İbrahim Efendi elini öptükten sonra Ali Haydar Efendi, onun sakalından tutar ve “Bu beni rüyasında gördü, nasıl gördün, doğru söyle!” der. İbrahim Efendi şaşırır çünkü bu rüyayı hiç kimseye anlatmamıştır. Ali Haydar Efendi’nin bu kerameti karşısında, İbrahim Efendi gördüğü rüyayı aynen anlatır. Ali Haydar Efendi, “Doğru, doğru, doğrudur.” der. Rüyada İbrahim Efendi, Ali Haydar Efendi’yi sakalını traş etmiş olarak görür. Efendibaba, bu rüyanın görenin sünnetinde eksiklik olduğuna ve görülenin de ehlinden ayrılacağına (yani vefat edeceğine) işaret ettiğini söyler. Kısa bir süre sonra Ali Haydar Efendi, ahirete intikal eder.

İBRAHİM EFENDİNİN DENİZLİYE GELME SEBEBİ

İbrahim Efendi, 1960 yılında gerçekleşen ihtilalin ardından askere gider. Askerlik döneminde bile Efendi Hazretleri ile mektuplaşırlar ve Efendi Hazretleri bir mektubunda, “Asker dönüşünde seni Bandırma’ya imam yapacağım.” der. Askerliğini tamamladıktan sonra, gerçekten de Efendi Hazretleri kendisini Bandırma’ya gönderir ve 1962 yılında Bandırma Valide Camii‘nde FAHRİ İmam olarak göreve başlar. Valide Camii’nde faaliyet gösterirken, Ankara’dan kendisine kadro teklif edilir ve 1964 yılında Resmi İmam olarak kadroya geçer. 1968 yılına kadar Bandırma’da görevine devam eder. Daha sonra, rahmetli babasının isteği üzerine Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesine bağlı Güney Camii‘ne nakledilir ve bir yıl kadar orada görev yapar.

İbrahim Efendi’nin bir eniştesi vardır, Mehmet Sun adında, Mehmet Sun aslen Denizlili ve bir verem tarama teknisyenidir. Efendi Hazretleri ona “Doktor” derdi. Mehmet Sun, Denizli’den yeni yapılan caminin resmini İbrahim Efendi’ye gönderir. O zamanlar yeni camide boş bir kadro bulunmaktadır. Mehmet Sun, İbrahim Efendi’ye bu camide görev yapmak isteyip istemediğini sorar. Bu arada Denizli’de yeni camide imamlık imtihanı açılır ve İbrahim Efendi bu imtihana girer ve kazanır. 1969 yılında Denizli Yeni Camii’nde göreve başlar ve 1971 yılına kadar burada görev yapar. Daha sonra Üçgen’deki Yeşil Camii‘ye geçer ve burada görevine devam eder. Hem sohbetler yapar hem de ihvanın dertleriyle ilgilenirdi. Denizli’de ihvanın sayısı artmaya başlar ve Yeşil Camii’de artık Efendi Hazretlerinin bir Halifesi olarak İbrahim Efendi bulunmaktadır. Çarşamba günleri sohbetler düzenlenir ve hatmi şerifler yapılır, ihvan feyizlenirdi. Ancak bazı kişiler, İbrahim Efendi’yi şikayet eder ve bu nedenle beş gün gözaltında tutulur. Beş günün sonunda 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkar ve mahkeme tutuklama kararı verir. Otuz beş gün hapis yattıktan sonra ilk duruşmada berat eder. İbrahim Efendi, bazen sohbetlerinde, hapiste kaldığı süre boyunca kıldığı namazın tadını dahi Kabede alamadığını ifade eder, çünkü orada ibadetlerini zorluklar içinde yapmak zorunda kaldıklarını belirtir. Daha sonra İbrahim Efendi, Asri Mezarlık Camii‘nde görev yapar ve oradan da sahibi oldukları şimdiki Vakıf Camii‘nde görevine geçer ve emekli olur. Bu süre zarfında birçok talebe yetiştirir, aralarında hakim, vali, kaymakam, müftü, imam, müezzin gibi pek çok farklı meslekten kişiler bulunur.

DENİZLİLİ İBRAHİM EFENDİ

Rabbim, Efendi Hazretleri ve İbrahim Efendi gibi kıymetli zatları başımızdan eksik etmesin, onlara yüksek dereceler ve makamlar ihsan eylesin, uzun ömür versin. Amin.

İbrahim USLU Hoca Efendi Kimdir ?
İbrahim USLU Hoca Efendi Kimdir ?

1
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
İbrahim USLU Hoca Efendi Kimdir ?

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

BİLGİŞAH ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!